top of page

Hayırsız Ada

Sokak hayvanları... Bugünlerde ülke gündeminde üst sıralarda yeralıyor. Birçok belediye başkanının  vaatleri arasında bu sorunun çözülmesi var. Parti grup toplantılarında yüksek sesle dile getirilen bu sorun, hayvansever dernekleri ile zarar gören vatandaşları karşı karşıya getirmiş durumda. Sokak hayvanlarının özellikle köpeklerin insanlara ve çevreye verdiği zararla birlikte popülasyonlarının çok artması, yerel yöneticilerin bu soruna yönelik sunduğu yöntemler sosyal mecralarda, sokakta, kafelerde kıyasıya tartışılmakta...


Bundan tam 114 yıl önce bir adanın  “Hayırsız” olarak anılmasına yol açan olay da tıpkı bugün gibi sokak köpekleri sorununu çözme yöntemiydi.


Birçok tarihi vesikada sürgün olarak nitelendirilen bu yöntem İstanbul sokaklarında bulunan başıboş köpeklerin sonradan hayırsız olan Sivriada’ya gönderilmesiydi. İlk köpek sürgünü 1800’lü yılların başlarında 2. Mahmud zamanında yaşanmış, padişah fermanıyla İstanbul’daki tüm sahipsiz köpeklerin adaya sürgün edilmesi emredilmişti. Zamane halkının kahir ekseriyeti hayvanlara eziyetin uğursuzluk getireceğine inandığından bu sürgüne tepki göstermiş ve hayatta kalan köpekler tekrar İstanbul sokaklarına salınmıştı. Halk, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın isyan etmesini uğursuzluk olarak görmüş ve nedenini sokak hayvanlarına yapılan bu davranış olarak görmüştü.



Sivriada’yı hayırsız yapan esas sürgün 3 Haziran 1910’da vuku bulur. Bu meseleyi çözmek isteyen dönemin şehreminisi yani belediye reisi Suphi Bey, Avrupa’da kimya sanayii için yıllar önce başlayan sokak hayvanları temizliğinden haberdardır.  Fransızların “İstanbul’daki sokak köpeklerini toplayın bize satın” önerisini bu sorunu çözme adına fırsat olarak görür ve anlaşma imzalar. Ancak 85 yıl önce olduğu gibi halk yine bu sürgüne karşı çıkar. Hatta Fransa’ya gidecek gemiler için köpeklerin toplatıldığı Tophane’ye baskın yaparak binlerce köpeği sürgünden kurtarırlar. Ancak anlaşma imzalandığından sürgünden vazgeçilmez. Daha organize bir harekat başlatılır. Halktan istediği desteği alamayan Belediye paraya ihtiyacı olan kişilerin para karşılığı bu işi yapmalarını sağlar. Kısa sürede toplanan 80 bin köpek Tophane’ye getirilir. Hayvanseverlerin baskınlarına karşı bir tabur asker nöbete dikilir.



Fransa’dan nakliye için gerekli talimatın uzun süre gelmemesi köpeklerin bakımlarında sorunlar ortaya çıkarır. Fransa bir süre sonra köpekleri almaktan vazgeçer. Binlerce köpeğin Tophane gibi şehrin göbeğinde daha fazla bekletilmesi kabul  edilemez olduğundan Fransa’ya gönderilemeyen köpekler  insan yerleşimi olmayan Sivriada’ya nakledilir. Sonrasında köpekler gözlerden ırak bir şekilde kaderlerine terk edilirler. Hayvanseverler bir süre yiyecek ve içecek taşır ama gittikçe bu durum zorlaşır. Köpekler açlıktan ve susuzluktan uluyarak can verirler. Köpeklerin acı dolu sesleri Anadolu yakasında denize kıyısı olan semtlerde duyulur.




Fransız bir gazetecinin gözlemleri adadaki acı durumu açıkça ortaya koyar;


"Dayanılmaz derecede sıcak vardı etkisinden kurtulmak için kamarama çekildim. Vapur durmuş, biraz kestirmiştim. Hemen kalktım aceleyle merdivenlerden çıkarak güverteye kendimi attım. Küme küme köpek cesetleri ve etrafa yayılan çok fena bir koku. Kaptan köprüsünde toplanmış olan arkadaşlarımın yanına çıktım. Hepsi mendilleriyle burunlarını tıkamışlardı. Koku o kadar dayanılmaz bir hal almıştı ki ikinci kaptan emir verdi! Kamaraların kapıları ve pencereleri kapatıldı. Bir mil uzakta birkaç ağaçtan ve sıkça bitkiden oluşmuş yalçın bir kayadan ibaret olan ada gözüküyordu. Güneşin parlaklığı görme kabiliyetimizi azaltmış olduğundan hayvanları öncesinde farketmemiştim. Zannediyordum ki bu ada üzerinde taşlar hareketli, büyük bir kütle halinde çalkalanıyor, kaynaşıyor. Meğer yalçın kayanın üstünde köpekler karınca gibi kaynıyormuş. Köpeklerin bir kısmı kıyıya yayılmış, güneşin yakıcı sıcağından kurtulmak ve biraz serinlemek için kendilerini suya atmışlar diğer bir kısmı tepelere tırmanmış adeta tiyatrolardaki panoramaları andıran acıklı bir tablo vücuda getirmişti. Yaklaştıkça vaziyet daha belirgin bir hal alıyordu. Dürbüne ihtiyaç duymaksızın gözlerimizle her şeyi, bu zavallı hayvanların çaresiz çırpınışlarını elemle izliyorduk. Köpeklerin büyük kısmı sahili takip eden kayalık üzerinde toplanmıştı pek çoğu ise güneşten kavrulmuş, serinlemek için son güçlerine kadar suda kalmak istiyorlardı. Ötede beride görülen cesetlerin etrafında dolaşarak, çabalayarak bir parça et koparmaya çalışıyorlardı... Karadaki diğer kısmı ufak bir gölge bulabilmek için taş kovuklarına sığınmak üzere delik, deşik arıyorlardı... Diğer bir kısmı ise adeta delirmiş gibi oraya buraya koşuyorlar, sürekli kendi etraflarında dönüyorlardı... Seslerini şimdi tam olarak duyuyorduk. İşittiğimiz bu feryatlar köpek havlaması değil adeta insan feryadı idi. Kaptan geminin düdüğünü çaldırdı. Zavallı hayvanlar bir yardım sesi duymuş gibi heyecanlandılar. Bu sese hayvanların nasıl yalvarırcasına cevap verdiklerini size anlatamam. Bilmem göz önüne getirebiliyor musunuz? Feryat ve inilti saçan bir yalçın kaya. Bir yanardağ ki ateş yerine feryat, duman yerine cesetler saçıyor. Bu kızgın zemin üzerinde su, yiyecek için ağızları açık köpekler... Etrafında martıların uçuştuğu cesetler kısım kısım denizde lekeler oluşturuyordu. Vapur hareket etti. Zavallı köpekler yine bizleri son bir ümit ile takibe çalışarak çırpınıyorlardı. Hiçbir şeyden habersiz geminin dalgaları onları büsbütün batırıyor, boğuyor, öldürüyordu. Ne karada ne de denizde ölümden başka onlara el uzatan yoktu. Uzaktan bir romorkörün adaya doğru geldiğini gördük. Arkasında iki mavna köpek dolu kafeslerle adaya gidiyordu. Hayırsız Ada'nın aç sakinlerine istanbul'dan taze köpek getiriyorlardı. Biz uzaklaştık. Marmara'nın yüzü üzerinde siyah bir nokta halinde kalan bu müthiş manzaralı adadan bakışlarımızı ayıramıyorduk”


Köpeklerin ölmesi ile tüm sahil uzunca bir süre kokudan yaşanmaz hale gelir. Sahilde evleri olan pek çok İstanbul’lu çaresizlik ve üzüntüden evlerini kapatarak başka yerlere taşınırlar. Birçoğu köpeklerin çığlıklarını yıllarca unutamadıklarını söylerler. Yıllarca köpeklere dokunmanın bir felaket getirceğine inananlar 1912’de olan depremi bu köpeklerin ahına yorarlar. Sivriada’yı “Hayırsız” yapan olaylar İstanbul’un sokak hayvanları ile mücadelesinde maalesef kara bir leke olarak kalır.



2020 yılında Tuzla Belediyesi, Tuzla açıklarında bulunan “Hayırsız Ada’da, eğlence ve dinlenme alanları yapacrak halkın kullanımına sunacağını açıklayarak adanın hayırsız talihini çevirmeyi planlamış ama hali hazırda projede bir gelişme yoktur.

 

 

229 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page