top of page

Forum Yorumları

Hizray gelişme
In M34 Hızray (Beylikdüzü-SGHL) P
Bülent Cem ARK
Raylı Sistem Yazarı
Raylı Sistem Yazarı
05 Nis 2024
Bu projenin yapılmasından önce üç farklı raylı sistem hattının deniz tabanı altından birleştirilmesinin daha doğru ve daha verimli bir ulaşım sistemi yaratacağını düşünüyorum. Birinci proje, M2 metro hattının deniz tabanı altından yapılacak tünelle M4 metro hattıyla birleştirilmesi. Bu proje sayesinde, üst gelir grubunda bulunan ve M4 metro hattına yakın oturan yolcular, aktarma yapmadan ya da sadece bir aktarma yaparak Yenikapı, Taksim, Mecidiyeköy, Gayrettepe ve diğer iş merkezlerinin kümelendiği lokasyonlara erişebilirler. İkinci proje M11 metro hattının deniz tabanı altından yapılacak tünelle M4 hattıyla birleştirilmesi. Bu proje sayesinde, Sabiha Gökçen Havalimanından binen yolcu, aktarma yapmadan İstanbul Havalimanına gidebilir. Üçüncü proje, M7 metro hattının deniz tabanı altından yapılacak tünelle M5 metro hattıyla birleştirilmesi. Bir diğer proje, her ne kadar İBB tarafından işletilmiyor olsa da, Marmaray hattı üzerindeki bazı istasyonların yeniden revize edilerek Marmaray oto-tren ekspres seferlerinin düzenlenebilecek hale getirilmesi. Bu projeler sayesinde, iki kıta arasındaki karayolu ulaşım trafiğinde anlamlı bir azalma sağlamakla birlikte Marmaray banliyö hattı üzerinde yaşanan kapasite darboğazının azaltılması amaçlanmalıdır ki bu sayede Marmaray hattı üzerinden 7/24 şehirlerarası ve uluslararası yolcu ve yük taşımacılığı seferleri yapılabilsin. Söz konusu projelerin amortisman süresinin kısaltılması, metro projelerinin çok amaçlı tasarlanmasıyla mümkün hale getirilebilir. Aklıma gelen birkaç örneği hızlıca paylaşacak olursam: 1) Söz konusu metro hatlarının çift katlı metro setleriyle çalıştırılması ve 25 km'nin üstünde uzunluğa sahip metro setlerine elektrikli bisiklet, elektrikli motosiklet ile yolculuk edenlerin yanı sıra, bedensel engelli ya da hastaların kullandıkları araçlarla seyahat edebilmelerini sağlayacak düzenlemelerin yapılması, 2) Metro setlerine kafeterya vagonunun eklenmesi, Şayet Hızray projesi yine de yapılmak isteniyorsa, o zaman çift katlı olarak tasarlanması, içine kafeterya vagonunun eklenmesi ve de oto-tren setleri gibi bütün istasyonlarından binek araçların, elektrikli bisiklet ve motosikletlerin de yüklenebilip indirilebilecek şekilde yapılmasının çok ciddi faydalar sağlayabileceğini düşünüyorum. Bu düzenlemelerin yapılması halinde, hem finansmanın bulunması hem de Cumhurbaşkanlığı yatırım programına alınmasının daha kolay olabileceğini değerlendiriyorum.
1
2
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’nun Habertürk TV’deki açıklaması
In Ankara-İstanbul SHT Hattı
İlk gün izlenimleri
In U3 Sirkeci-Kazlıçeşme Projesi
Bülent Cem ARK
Raylı Sistem Yazarı
Raylı Sistem Yazarı
22 Mar 2024
Lütfen, bildiklerinizi açıklayın.
1
Ve son metro hattı olan M-9 Olimpiyat-Ataköy hattı hizmet vermeye başladı. Sarı çok yakıştı! 🇹🇷
In M9 Bahariye-Ataköy Projesi
Bülent Cem ARK
Raylı Sistem Yazarı
Raylı Sistem Yazarı
18 Mar 2024
Evet
2
Kişi başı gelirde 10 yıllık zirve aşıldı
In Ekonomi ve Finans Haberleri
İlk gün izlenimleri
In U3 Sirkeci-Kazlıçeşme Projesi
İlk gün izlenimleri
In U3 Sirkeci-Kazlıçeşme Projesi
Bülent Cem ARK
Raylı Sistem Yazarı
Raylı Sistem Yazarı
29 Şub 2024
Bu projede bulduğum tek olumlu nokta, Cerrahpaşa tren istasyonunun eklenmiş olmasıdır. Ama bu nokta haricinde, birçok yerde yazdığım ve dile getirdiğim hususu başkalarının da dile getirmiş olması ve bunu açıkça eleştirmesi son derece sevindirici. Bu hattın tek hatlı yapılması, tek kelimeyle ve tam anlamıyla FİYASKODUR. Bu tür yatırımlar, 30 yıllık, 50 yıllık, 100 yıllık projeksiyonlarla yapılır. İş, eğitim ya da turistik gezi için Çatalca, Bahçeşehir'de yaşayan ya da Tekirdağ ve Edirne'de oturan bir vatandaş, hatta ve hatta Sofya, Üsküp, Selanik gibi şehirlerden İstanbul'a gelmek isteyen bir kişiyi Sirkeci'ye kadar aktarma yapmadan rahatlıkla gelebilecek durumda iken siz şimdi bu insanları aktarma yapmaya zorluyorsunuz. Bu şekilde mi İstanbul'a daha fazla turist kazandırılacak? Bu şekilde mi ulaşım maliyetleri düşürülecek? Halbuki bu hat, çift hatlı bir şekilde tasarlanmış olsaydı, 30, 50 ve 100 yıl içerisinde kademeli bir şekilde artacak tren seferlerinin yapılmasına ilişkin kapasite darboğazı yaşanmayabilirdi. Sirkeci'den hareket eden bir vatandaş, aktarma yapmaksızın banliyö, bölgesel ve uluslararası trenlerden birine binerek yolculuk yapabilirdi. Hatta, Sirkeci tren istasyonu, oto tren seferlerinin yapılmasına uygun hale getirilmiş olsaydı, Sirkeci'den arabasını yükleyen vatandaş, şehirlerarası ya da uluslararası tren yolculuğunu aracıyla birlikte yapabilirdi. Yük taşımacılığı açısından değerlendirecek olursak, yurtdışından ya da Trakya'daki şehirlerde üretilen tarım ve sınai ürünlerinin taşımacılığı düşük maliyetle Sirkeci'ye kadar ulaştırılması mümkün olabilirdi. Sağlık turizmi açısından düşünecek olursak, balkan ülkelerinden tedavi olmaya gelecek kişiler, yataklı trene binerek hastalarını Cerrahpaşa hastanesine kadar getirebilirlerdi. İşte yukarıda saymış olduğum bütün bu tren seferlerinin yapılması, Sirkeci tren garı sayesinde mümkün olabilirdir ve bu sayede Sirkeci tren Garı, atıl kapasiteden çıkmış, kapasitesinin hakkını veren bir yapıya dönüşmüş olurdu. Dikkat ederseniz, Sirkeci-Selanik; Sirkeci-Sofya ve Sirkeci Üsküp şehirleri arasında düzenlenebilecek yüksek hızlı yolcu ve yük tren seferlerinden hiç bahsetmedim. Bunları da yapmak isteseniz, Allah aşkına söyler misiniz bana? Sirkeci-Kazılıçeşme arasındaki demiryolu hattının tek hatta indirilmesinden sonra bunların hangilerinin yapılması mümkün olabilecek?
16
4
Türk Ekonomisinin Düze Çıkması Nasıl Sağlanabilir?
In Ekonomi ve Finans Projeleri
Bülent Cem ARK
Raylı Sistem Yazarı
Raylı Sistem Yazarı
29 Şub 2024
Zafer Bey merhaba, Öncelikle, 23 Ekim 2023 tarihindeki yazınıza bu kadar zaman sonra geç yanıt verdiğim için sizlerden çok özür dilerim. Şimdi, zaman kaybetmeden sorularınızı hızlıca yanıtlamaya çalışalım: 1.1) Öncelikle, ülkemizin bulunduğu coğrafyanın deprem, sel, çığ, orman yangınları ve heyelan gibi doğal afetlerin yaşandığı ülke olduğunu göz önünde bulundurmamız şart. 17 Ağustos ve 6 Şubat depremleri sonrasındaki müdahale süreçlerini karşılaştırdığımızda, askerin sahaya intikal etmesi, depremden 2 saat sonra iken, diğerinde 3 gün sonra olduğunu görmüş oluyoruz. Bu durum, EMASYA protokolünün devre dışı bırakılmasının bir sonucudur ve bunun sonucunda, meydana gelen can kaybının çok artmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, afet sonrası yönetim ve koordinasyon süreçleri de dahil olmak üzere, önümüzdeki yıllarda olması beklenen afetlerden minimum düzeyde can ve mal kaybının yaşanabilmesi için DPT'nin MGK'ya bağlanmasının elzem olduğunu düşünüyorum. Bu düşünceden hareketle, afet, iklim değişiklikleri ve ekonomik kıtlıkların yaşanmasından önce bu konuyla ilgili planlama süreçlerinin Milli Güvenlik Kurulunda da ele alınması ve bu kurulda da olgunlaştırılması yararlı olacaktır. 1.2.) 1938'den bu yana uygulanan yanlış ekonomik politikaların sonucunda, vatandaşın cebindeki bütün tasarruflar eridi gitti. Borçlu olan insan ve şirket sayısında dramatik bir artış var. Bu da, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında uygulanan devletçilik ilkesinin yeniden gündeme gelmesini gerektiren esaslı bir sebeptir. Bu sayede, sanayi, hizmet ve tarım sektörlerindeki temel girdi kalemlerinin düşürülmesi mümkün olabilir. Bunun da yapılabilmesi için DPT'nin MGK'ya bağlanması elzemdir. Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin ekonomisi, eğitim düzeyi, sağlık hizmetleri ve bilim ve teknolojideki gelişmişlik düzeyi ne denli yüksek olursa, o ülkenin de ordusu o oranda güçlü olur. Bu sayede, gerek savaşta ve barışta gerekse yaşanacak afetlerde her daim bu ülke insanını koruyabilecek imkânve kabiliyete sahip olur. 2) EMASYA protokolünün darbeye yol açtığına ilişkin önerme, tamamen bir kara propagandanın ve hayal ürününün bir tezahürü olabilir. 1999 Marmara depreminde EMASYA protokolü vardı ve bu protokol sayesinde, TSK, afet bölgesine 2 saat sonra intikal edebilmişti. Ve yine hatırlayacağınız üzere, hiçbir şekilde herhangi bir askeri darbe de olmamıştı. Ama 6 Şubat depreminde ne yazık ki bu mümkün olamadı. Çünkü mülki amirlerin yazılı onay vermeleri gerekiyordu. Ve bunun neden mümkün olamadığını sanırım hepimiz biliyoruz. Peki, 15 Temmuz öncesinde meydana gelmiş büyük bir doğal afet mi yaşandı? Hayır yaşanmadı. O zaman, 1999'da askeri darbe olmadı da 2016'da askeri darbe kalkışmasına yol açan unsurlar neydi? Geriye dönüp bakıldığında ve yapbozun parçaları birleştirildiğinde, bunun yanıtının bulunması zor olmayacaktır. Saygılarımla,
0
İstanbul Avrupa Yakası Ulaşım Önerileri
In İstanbul Ulaşım Haberleri

Bülent Cem ARK

Raylı Sistem Yazarı
Denizyolu Yazarı
+4
Diğer Eylemler
bottom of page