top of page

İlk asılan kadın " Fatmana"

1930’ların başları... Cumhuriyetin ilanı üzerinden sadece 7 yıl geçmiş, sonraki yıllarda cumhuriyetin ilk yıllarında ki büyük değişimi coşkuyla söyleten onuncu yıl marşı bile daha yazılmamıştı. Büyük bir devrimle kurulan Cumhuriyetin kadroları, her devrimde -Fransız Devrimi'nde 1793 yılında 17.000 kişi yargılanıp idam edilmiştir. Yargılanmadan idam edilenler ile birlikte Fransız Devrimi’nde bir yılda 40.000 kişi infaz edilmiştir. Rus Devrimi'nde ise aristokrat ve burjuva sınıfından on binlerce kişi öldürülmüştür- olduğu gibi yerini sağlamlaştırmak amacıyla sert hukuk kurallarını hayata geçirmekte çekinmemiş, İstiklal Mahkemeleri ile bir çok idam kararına imza atmışlardı... Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ve 1929’a kadar faaliyet gösteren 3. dönem İstiklal Mahkemeleri 240 kişi hakkında idam kararı vermiştir. Bu idam kararlarından birine sebep olan İzmir Suikasti olayını daha önce anlatmıştık.(https://www.kamusozu.com/post/i-zmir-suikasti-ve-sonuçları)

 

Bütün bu sert kanuni uygulamalar ve idam kararları zamanın ruhunu yansıtmaktaydı... İstiklal Mahkemeleri faaliyetlerine son vermiş ama yerel mahkemeler sert müeyyideleri uygulama refleksinden vazgeçmemişlerdi...

 

İşte bu zamanlarda Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Darıbükü köyünden Hasan Kızı Fatmana ilk asılan kadın olarak tarihimizde yer alacaktı. Ancak bu tarihe geçen idamın arkasında bir dram vardı.


Cumhuriyet tarihimizin asılarak idam edilen ilk kadını Hasan kızı Fatmana’yı darağacına götüren olayları Darıbükü yaşlıları şöyle anlatır;


“Köyün erkekleri hep askere gidince geride kalan kadınların yaşamları zorlaşmış. Köyden üç kadın aralarında anlaşarak kocası olan birer tane kadını öldürüp kocalarıyla evlenmeyi planlamışlar. İlk önce Eşref adındaki adamın Taylak adıyla anılan karısını öldürmüşler ve cesedini harara koyarak nehre atmışlar”




1900 yılı doğumlu olan Eşref, kocası seferberlikte şehit düşen Taylak lakaplı Ümmüşani ile evlenmiş ve bir kız çocukları dünyaya gelmiş. Köyün erkekleri milli mücadele döneminde yeniden cepheye gidince köyde kalan az sayıdaki erkekten biri olan Eşref’le evlenebilmek için aralarında anlaşan Hanife, Fatmana ve Kınalı lakaplı bir başka kadın, Eşref’in karısı Ümmüşani’yi öldürmek için bir plan yaparlar. Bu plana göre Ümmüşani’yi Kınalı’nın evine davet eden üç kadın, bir süre sohbet ettikten sonra namaz kılmak için evine dönmek isteyen Ümmüşani’yi “namazını burada kılabilirsin” diye ikna ederler.


Ümmüşani ikindi namazını kılarken üç kadın baltayla genç kadının başını keserek öldürürler. Öldürdükleri Taylak'ın cesedini evin altında bulunan ahırın hayvan gübrelerinin içine gömerler. Cinayete ortak olan kadınlardan Kınalı'nın 5 yaşlarındaki çocuğu Hasan Ali, bir haftadır ahırdaki gübrelerin arasında duran Taylak'ın cesedinden yayılan ağır kokuyu fark ederek annesine durumu bildirir. Annesi ise çocuğu susturur. Ahırdaki cesedin daha fazla burada kalamayacağını anlayan üç kadın, cesedi harar adı verilen büyükçe bir çuvala doldurup köyün birkaç kilometre uzağında bulunan samanlığın önüne bırakmak için harekete geçerler. Amaçları öldürdükleri kadının saman çalarken yakalanarak bir cinayete kurban gittiği izlenimi vererek bu işten sıyrılmaktır. Köylülerin iddiasına göre öldürülen Ümmüşani’nin kocası Eşref’in de bu cinayetten önceden haberi vardır.


Cinayet gecesi kadınlar çevredeki evleri gezerek komşuların durumlarını kontrol ederler. O sırada beşikteki çocuğunu emziren komşulardan Gülsüm gelin, "of Allah’ım" diyerek inler. Bu ses karşısında paniğe kapılan Kınalı "ne oldu Gülsüm gelin" diye bağırır. Gülsüm gelinden "yok bir şey, çocuğumu emzirirken yaslandığım kolum ağrıdı, ondan inledim" yanıtını duyunca da rahatlar.


Eşref ve üç kadın, içinde Ümmüşani’nin cesedi bulunan çuvalı güçlükle taşıyarak tahta köprüye kadar getirirler. Köylülerin anlattığına göre o gün ayın 15’idir ve dolunay bütün vadiyi aydınlatmaktadır. Köprünün karşısındaki patikadan gelen iki kişi, gördükleri manzaradan kuşkuya düşerler. İçlerinden biri kuşkusunu gidermek için çuvalı eliyle yoklar ve içinde bir ceset olduğundan kuşkulanır. Köy odasında Darıbükü köylülerine gördüklerini anlatan iki kişinin kendilerini görmesiyle planları altüst olan Eşref ve üç kadın, cesedin bulunduğu çuvalı Çataltaş denilen bölgeden Köprüçay’ın sularına bırakırlar.


Darıbükü’lü yaşlılar sonrasını şöyle anlatırlar;


“Cesede bağladıkları taş, kayalara takılıp düşmüş. Taylak’ın cesedini nehir sürükleyerek götürmeye başlamış. Eşref ve üç kadın da telaşla nehir kıyısından cesedi takip ederek koşmaya başlamışlar. Nehir bir süre sonra cesedi Çatak deresinin kavuştuğu yerde kıyıya atmış. Eşref ve kadınlar da etrafı kontrol ederek Taylak’ın cesedini kumların arasına gömmüşler.”

 

Eşref ve üç kadın, bir süre sessizliklerini korurlar. Ancak bu vahşi cinayetin ortaya çıkması fazla gecikmez. Köylülerin ifadesine göre, Eşref’in ikizi olan Murtaza adında ‘yarım akıllı’ bir kardeşi vardır. Köyün ileri gelenlerinden Nasreddin Bey, Murtaza’ya “Yengen görünmüyor, nerede acaba?” diye sorar ve ardından, “Kardeşin Eşref’i evlendirelim artık” diye de ekleyince Murtaza, “Yengem gideceği yere çoktan gitti” diyerek haberdar olduğu bu vahşi cinayetle ilgili bildiği ne varsa anlatınca olay ortaya çıkar. Bunun üzerine köylüler Çatak deresinin kumlarına gömülü bahtsız Ümmüşani’nin cesedini basit bir mezara naklederler.


Adli makamlara taşınan cinayeti, Tokalı lakaplı Hasan Kızı Fatmana üstlenir. Isparta Ağır Cezaevi’ne konulan Fatmana, idamla yargılanarak cinayetten hüküm giyer. Cezaevi yakınında bulunan Tuzpazarı’nda 14 Aralık 1931’de halka açık bir şekilde infazı asılarak gerçekleştirilir ve TBMM kararıyla Cumhuriyet tarihinde idam edilen ilk kadın olarak kayıtlara geçer. Mahkemeye tanık olanlar; Reis Bey'in güzel bir kadın olduğu söylenen Fatmana'yı asmaya kıyamadığını ve onu ‘ipten’ kurtarabilecek bir neden arayan Reis Bey'in, 

"Kızım bu cinayeti sen işlememiş olabilir misin?" sorusuna, 

Fatmana’nın

"Hayır Reis Bey, Allah'ın aşkına doğruyu söylüyorum, ak ellerimle ben vurdum" diye cevap verdiğini söylerler. Bu cevap karşısında kalem kırılır. Asılan Fatmana’nın son sözü "Allah affetsin" olur.



361 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page