top of page

İlk Gangster... Necdet Elmas....

1961 senesi sıcak bir Temmuz günü. 27 Mayıs darbesinin etkileri tüm yurtta hissedilirken Çemberlitaş Karakolunun hemen yanında faaliyet gösteren Buğday Bankası’na elinde tabanca ile uzun boylu, gözlüklü ve sağ yanağında hafif bir yara izi olan biri girer ve o meşhur “Bu bir soygundur, kimse kımıldamasın!” diye bağırır.


Cumhuriyetin ilk banka soygunu olan bu olay ve zincirleme soygunlar o zamanlar ülkede büyük bir gündem olur. Halkın polisiye bir romana gösterdiği ilgi gibi merak uyandıran olaylara imza atan bu kişi, sadece Türkiye’nin ilk banka soyguncusu ve gangsteri değildi ayrıca oldukça kibar, Chevrolet tutkusu olan, kendisini yakalamaya gelen askerlerin karşısına traşsız çıkmayan nev-i şahsına münhasır Necdet Elmas’tı.


1935 doğumlu Necdet Elmas; ailesinin yoksulluğu nedeniyle 12 yaşında evden kaçarak Konya'da zengin olma hayaliyle çeşitli işlere girişir ancak başarısız olur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanarak İstanbul’a gelir ama daha ikinci sınıfta okulu bırakır ve yasa dışı yollardan para kazanma arayışına girer. Soyguncu olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Elmas, 26 yaşında Chevrolet hırsızlığı ile yasa dışı işlere başlar.


Sadece Chevrolet hırsızlığı yapıp sanayide satan Elmas bir süre sonra yakalanır ve hapse girer. Sultanahmet Cezaevi'ndeyken kalp krizi numarası ile hastaneye sevk alır. Hastane dönüşü, yanındaki jandarma erini kandırarak Emirgan’da bir restorana götürüp yemek ve rakı ısmarlar sonrasında bir yolunu bularak jandarmanın silahını da alıp sırra kadem basar. İlk banka soygununu da o günlerde planlar.


İşte bu kibar genç; Buğday Bankasına girer girmez elindeki tabancayı kasaya yönelterek “Bu bir soygundur, kimse kımıldamasın!” diye bağırır. Bankadaki herkes şaşkındı çünkü bu zamana kadar böyle bir soygun yaşanmamıştı.


Necdet Elmas, 200 bin liradan fazla para bulunan çantayı alırken banka müdürüne tek el ateş ederek onu ağır yaralar. Ardından banka önünde duran çalıntı birChevrolet’e atlayıp hızla uzaklaşır. Bu otomobil, daha sonra onu yakalama operasyonlarında önemli bir detay olacaktı. Aynı araçla, birkaç gün sonra Çatalca’da bulunan bir benzinliği soyarak kayıplara karışır. Emniyet soyguncunun peşine düşer ancak ellerinde yeterli bir bilgi yoktur. Polis ve sıkıyönetim komutanlığına bağlı askerler her yerde bu kibar, şık giyimli ve Chevrolet’e binen soyguncuyu ararlar.


Halk arasında sinirler gerilmiştir. Gazetelerde “ Emniyet bir kişiyle başa çıkamıyor” diyerek kolluk kuvvetleri kıyasıya eleştirilir. Sıkıyönetim idaresinde bir kişinin böylesi soygunlar yapması insanlara akıl almaz geliyordu.


Elmas, gazetelere ''The Gangbuster of İstanbul'' takma adıyla mektuplar gönderip, telefonlar ediyor kendisini yakalayamayan polisleri eleştirerek istifa etmelerini öneriyordu. Yeni soygun planlarını açıklayarak adeta karizmasını bu mektuplar ve telefonlar aracılığıyla halk önünde sergiliyordu.


İlk soygununun ardından bir ay geçmesine rağmen yakalanamayan Elmas, bu sefer bir arkadaşı ile birlikte Kazlıçeşme İş Bankası’na bir baskın düzenler. Başlarına kadın çorabı geçirerek binaya girerler ve soyguna başlarlar. Bankaya para yatırmaya gelmiş birine, “sen ne iş yaparsın?” diye soran Elmas, “işçiyim” cevabını alınca, “ben işçi parası almam” der. Bu söz halk arasında Necdet Elmas’ın sempati duyulan bir efsane haline gelmesini sağlar. Özellikle banka çalışanı kadınlar ifadelerinde, bu kibar soyguncuya karşı sempatilerini saklamazlar.



Dönemin kudretli ihtilal Cumhurbaşkanı Gürsel, polislerin yakalamakta başarısız olduğu gangsteri yakalayabilmek için MİT ve TSK’yı da görevlendirmiş onbinden fazla kolluk kuvvetinin yanında helikopterler ve uçaklar da operasyonlarda kullanılmış ama durum o kadar vahim bir hal almıştı ki Chevrolet marka tüm otomobiller ve şoförleri suçlu muamelesi görmekte Aziz Nesin’in hikayelerine benzer kara mizah yaşanmaktaydı. Hatta askerler Chevrolet marka bir aracı kurşun yağmuruna tutmuş, araç içindeki bir anne ve 8 yaşındaki çocuğu ağır yaralanmıştı.


O zaman kadar görülmemiş kapsamda bir operasyonla aranan Elmas, “en iyi saklanma göz önünde olmaktır” sözünü doğrularcasına sokaklarda Chevrolet’siyle dolaşmaya devam ediyordu. Çok iyi araba kullandığı, geri viteste bile 120 km hızla gidebildiği söyleniyordu. Sokak sokak, ev ev aranmasına rağmen Beyoğlu’nda evlilik alışverişi yaptığı haberleri gazetelerde çıkınca sıkı yönetim idaresi çıldırmıştı. Nihayetinde 24 Ağustos tarihinde soyguncunun açık kimliği belirlenir. Sonrasında çember daralmaya başlar.


Necdet Elmas ve ortağı İstanbul’dan uzaklaşır Darıca’da bir akraba evine giderler. Birkaç gün saklanıp bir tekne ile kaçmayı planlarlar. Emniyet Amerika'da gansterlik vakalarında uzun süre araştırma yapan bir polis şefini operasyon ekibine lider atar ve sağ olarak yerlerini ihbar edenlere 100 bin lira ödül vereceğini ilan eder. Yanlarında kaldıkları akraba bu ödülün cazibesi ile ihbarda bulunur. İhbarı değerlendiren polis kısa sürede evin etrafını kuşatır.


Necdet Elmas, kuşatma yapan polislere “Bana bakın, zaten kafam bozuk, üzerime varmayın! Yoksa ya intihar ederiz ya da çatışma başlatırız. Kıyamet o zaman kopar! Şefinizle konuşmak istiyorum” der. Gelen polis şefine teslim olacağını, ancak tıraş olması gerektiğini söyler. Tıraş olup giysilerini değiştirir ve dışarıya saçları taranmış, sakal tıraşlı ve ütülü takım elbisesiyle çıkarak teslim olur. Teslim olduktan sonra götürülürken bile yanından geçen kadınlara kur yaptığı söylenir.



Yapılan soygun tatbikatlarında meşhur siyah güneş gözlüğü, ütülü takım elbisesi, kravatı, briyantinli saçları, alaycı gülümsemesi ve kelepçeli ellerini yumruk yapıp üstüste tutma hareketi ile tatbikatı izleyen güzel kadınlara yaptığı kurlar esnasında çekilen fotoğrafların gazetelerde yer alması özellikle kadınlar arasında popülerliğini iyice arttırmıştı. Tutuklu yargılanırken onlarca kadının emniyet'i arayıp dövülmemesini ve iyi muamele edilmesini temenni ettikleri gazetelerde magazin haberlerinde yer alır.



Duruşmada kendisini bizzat kaleme aldığı edebi bir yazıyla savunur;


“Duruşmalar sırasında mahkemenizi incitecek bir şey söyledimse bunu halet-i ruhiyeme atfetmenizi rica ederim. Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok. Suç bir kir, ceza ise bir banyodur. Ben bu banyoda yıkanacağım. Banyonun dozu fazla kaçırılırsa bu banyo fayda değil zarar tevlit eder. İleride bir kitap yazıp durumu efkarı umumiye arzedeceğim. Müdafalar tali derecede kalır. Esas müdafaanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum. Adalet önünde boynum kıldan incedir.''


Necdet Elmas, 20 yıl ağır hapis cezası alır. Hapishanede isyan çıkınca suçlularla yetkililer arasında arabuluculuk yapan Elmas aynı zamanda dört duvar arasında restoratörlük, bahçıvanlık ve tamircilik yapmış sevilen bir mahkum olmuş, 13 yıl mahkumiyetin ardından, henüz 40 yaşına gelmeden, 1974'de çıkan afla tahliye olmuştur. 82 yaşında Antalya’da hayata veda eder ve Türkiye’nin ilk gangsterinin hikayesi biter...



202 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page