top of page

18 Mart 1915... Çanakkale Zaferi

18 Mart 1915... Bir milletin birlik ve beraberlik içinde verdiği şanlı mücadelenin unutulmaz hatırası olması bakımından insanlık tarihinde eşine az rastlanır bir destanın yazıldığı gün.



Batılı ülkelerin oluşturduğu itilafa karşı Osmanlı Devleti'nin savunmada olduğu bu savaş 3 Kasım 1914 -18 Mart 1915 yılı tarihleri arasında deniz savaşı, 25 Nisan 1915 - 9 Ocak 1916 tarihleri arasında ise Gelibolu yarımadasında kara savaşı olarak yapılmıştır. İtilaf devletleri, bu savaşta Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul'u işgal etmek ve Çarlık Rusya'sına destek sağlamak amacıyla 1915 Şubat’ında Çanakkale’de ilk saldırılarına başladılar.


Zaferin yaşandığı 18 Mart 1915’te; itilaf donanmasının başlattığı kapsamlı saldırı; Nusrat Mayın Gemisi’nin boğaza döşediği mayınların etkili olması ile ağır bozgun ve kayıplarla sonuçlanmıştır.




Bu eşsiz zaferi sadece böyle destansı cümlelerle geçmek, bir gece de “iman gücü” ile döşenen mayınlarla “karıncanın file karşı zaferi” diye anlatmak ceddimize, onların teknik zeka ve çalışmalarına  büyük saygısızlık olur kanaatindeyim. Tabii ki Çanakkale Zaferi; kilolarca ağırlıkta ki mühimmatı sırtlayan Havran’lı Seyit Onbaşı, Anzakları püskürten 57. Alay, Süngü Tak Yere Yat! diye emreden Mustafa Kemal Atatürk, Nusret Komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey, Cevat Paşa, Ezineli Yahya Çavuş, Nezahat Onbaşı ve daha yüzlerce kahramanla, onların yüreklerindeki eşsiz vatan sevgisi ve inançla kazanıldı ama bu zaferin ardında yatan en önemli nedenlerden başlıcası yıllarca bu boğazın muhafazası için yapılan mayın harbi çalışmaları idi. Bu konuda çok değerli araştırmaları olan tarihçi arkadaşım aynı zamanda Çanakkale’den hemşehrim olan Hüseyin ARABACI’nın hali hazırda www.canakkalecephesi.com‘da kaleme aldığı makalesinde bu çalışmalardan şöyle bahsediyor;

 

III. Selim döneminden başlamak üzere II. Abdülhamid’e kadar olan süren dönüşüm ve gelişim, 1800’lü yıllardan itibaren dünya genelinde sürdürülen çalışmalar sonucu savunma konseptlerinde yaşanan değişimle yapı yerine silah sistemleri kullanılarak sürdürülmüştür.


Sanayi devriminin ardından gemi ve silah sistemlerinde yaşanan geliştirme çabaları ve yeni silah türleri üretim çalışmaları içerisinde kıyı ve boğaz gibi yerlerin savunulması için birbirini destekleyen silah sistemlerinden oluşan konsept savunma düzenleri öne çıkmaya başlanmıştır.  


Dünya savunma ve silah sistemleri üzerinde yaşanan geliştirme çabaları, Osmanlı Devleti’nce de dikkatle takip edilmiştir. Gelişmeler yabancı ülkelerdeki Osmanlı elçilikleri ve askeri ataşelikler tarafından raporlanmıştır. Ahmet Muhtar Paşa yaşanan gelişmeleri takip edenlerin başında gelmektedir.


Ahmet Muhtar Paşa’nın silah sistemleri ve yapılarındaki tespitlerini dokümante ettiği görülmekte olup günümüzde kitapları askeri tarihçiler için hala yegâne önemli kaynak durumundadır. Onun tespitleri arasında kıyı ve boğaz gibi yerlerin savunulmasında yüzer unsur olan gemileri önleme çabasında denizde mayın silahı ana unsurdur.


Mayınlardan oluşan hatları korumak üzere ise kıyı bataryaları (top) da ikinci savunma unsurudur. Üçüncü unsur ise gerek toplara hedef gösteren gerekse de mayın hatlarını temizleme teşebbüsünü caydırmak için aydınlatma sağlayan projektörlerdir. Bu üç unsur aynı zamanda birbiri içinde caydırıcılık sağlar. Zira boğazı geçme teşebbüsünde bulunacak gemiler, kıyı hattındaki topları susturmak üzere menzil içine yanaşma mesafesini mayın hatları nedeniyle sağlayamazken topların atışı sayesinde de mayın tarama harekâtı icra edilemez.

Özellikle geceleri de projektörler hedef tespitinde mayın hatları için caydırıcılık sağlarken top atışları içinde hedef tespitine hizmet eder. Çanakkale Boğazı’nın savunma yapısı da kaleler ve tabyaların yanında işte bu üçlü savunma konseptiyle oluşturulmuştur.


Çanakkale Boğazı’nda mayıncılık tarihi bakımından erken dönemde, Prusya-Fransa Harbi (1870-1871)’nde Çanakkale Boğazı’na mayın yerleştirilmiş durumdadır. 1898 yılında Çanakkale Boğazı’nda mevcut mayın hatları ile hatları yerleştirilen projektörler ve Nordenfelt Bataryası’nın yeri, Telgraf Mühendisi Mehmed Emin Efendi tarafından çizilen haritada gösterilmiştir.


Osmanlı-İtalya Harbi (1911-1912) döneminde de Çanakkale Boğazı bu savunma konsepti korunmuştur.


Çanakkale Muharebeleri döneminde Boğaz Savunması; mevcut mayınların yeni sistem otomatik mayınlarla değiştirilmesi, menzili daha yüksek ve etkili kıyı toplarının tabiye edilmesi ve ilave projektörlerin devreye sokulması ile güçlendirilmiştir.


18 Mart 1915 tarihine Birleşik Filo’nun Boğazı geçme teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmasında Boğaz hattındaki bu üçlü savunma silah organizasyonu (mayın-kıyı topu-projektör) etkin ve caydırıcı güç olmuştur. Hâlbuki bu dönemde özellikle İngiltere su altı silahlarından olan mayın silahını, daha modern ve hareketli bir tür olarak ortaya çıkan torpidoya karşın ilkel bulmuştur. Buna rağmen Osmanlı’nın deniz harekâtlarında ucuz ve daha pratik bir silah olarak görülen deniz mayını kullanmayı sürdürmesi ve savunma sisteminde bu silahı merkeze alması 18 Mart 1915 Deniz Zaferinin kazanılmasıyla bu kararın ne kadar isabetli olduğunu göstermektedir.


1915 Çanakkale Boğaz Savunması, Dünya Harp Tarihi’nde taktik ve savunma stratejisi bakımından örnek olarak yerini almıştır.”


18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. Yılında bu vatan uğruna canlarını feda eden Aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ile yâd ediyorum.

 

 

179 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page